Menu

Kadın kanserleri arasında en çekinilen tür kanser yumurtalık kanseridir. Bunun sebebi ise yumurtalıkların karın içi organlar olmaları sebebiyle ilk safhalarında pek dikkati çekecek bulgu vermemeleri ve genellikle büyüdükleri zaman alt karın muayenesi sırasında fark edilmeleridir.

İstatistiklere göre 70 kadından birinde yumurtalık kanseri görülmektedir.  Erken teşhis edilmezse, yumurtalık kanseri sonunda ağrılı ve büyük bir hale gelir ve tümörün salgıladığı sıvı karnın şişmesine ( buna asit sıvısı toplanması adı verilir) neden olabilir. Yüzde 70–80 vakada hastalık, bu ilerlemiş safhada teşhis edilir.

Belirtiler: Başlangıçta genellikle hiçbir belirti yoktur; Karnında hafif rahatsızlık ve hafif hazımsızlık; şişkin karın ve karnın altında ağrı (hastalığın ilerlemiş safhasında) Yumurtalık kanseri genellikle menopozdan sonra gelişir. Ancak nadiren genç yaşlarda da görülebilir. Hiç hamile kalmamış veya hamile kalmak konusunda sorunları olmuş kadınların yumurtalık kanserine yakalanmaları olasılığı daha fazladır. Tersine, çok çocuğunuz olmuşsa veya doğum kontrol hapı kullanmışsanız bu olasılık daha azdır.

Yumurtalık kanseri olasılığını azalttığı düşünülen durumlar:  Doğum kontrol ilaç kullanımı, Çocuk doğurma ve emzirme, Rahmin alınması, Tüplerin bağlanması, Koruyucu olarak yumurtalıkların alınması, Yağlı beslenmeden kaçınma, Ancak her durumda yıllık alt karın muayenesi çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ve tedavi çok daha fazla iyileşme şansı sağlar.
Teşhis Alt karın muayenesinde ve jinekolojik muayenede yumurtalıklarda bir kitle fark edilirse, doktor birtakım testler ister. Karın içinin durumunu anlamak için ultrasonografi, kalın barsak, böbrekler ve üreterlerin (böbrekleri mesaneye bağlayan kanallar) röntgen filmleri, yumurtalıkların durumunu görebilmek için nadiren(doktorun karında bir kesik yapıp içeriye bir alet sokarak yaptığı) laparoskopi de gerekebilir. Doktor laparoskopi sırasında tümörden (habis - kötü huylu- olup olmadığını anlamanın tek yolu) küçük bir parça alabilir. Yumurtalık tümörlerinin dörtte üçü habis değildir.


Akrabalarında yumurtalık kanseri olan ve yumurtalık kanseri olma riski yüksek olan kadınlarda, transvajinal ultrasonografi (vajina içine yerleştirilen küçük bir aletle yapılan ultrasonografi yöntemi) ve kan testleri ile taranabilir.  Transvajinal ultrasonografi, yumurtalıklardaki kitlesel oluşumları iyi ya da kötü huylu olarak tip tayini yapmaksızın görüntüler. Yumurtalık kistlerinin bazı özellikleri bu kistlerin daha kötü huylu tümörler olabileceğini düşündürebilir.


Yumurtalık kanseri ile ilgili kan testleri arasında CA–125 düzey ölçümü bulunur. Yumurtalık kanseri olan kadınlarda bu proteinin kandaki düzeyi yükselir. Ancak enfeksiyon, endometriosis gibi bazı kanser olmayan yumurtalık hastalıklarında da CA–125’ in kanda yükselebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca daha nadir bazı yumurtalık kanserlerinde CA–125 yükselmeyebilir. Bu test yüksek bulunduğunda, ileri tetkikler yapılarak (görüntüleme yöntemleri), karın boşluğu içinde sıvı (asit sıvısı) tespit edilirse bu sıvıdan örnek alınıp incelenerek veya doğrudan yumurtalıklardan parça örneği alınarak bir kanserin var olup olmadığı araştırılmalıdır. Gerekli görüldüğünde bilgisayarlı tomografi veya MR (magnetik rezonans) gibi yöntemlerle yumurtalıklar izlenir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT): X ışınının insan vücudu etrafında dönerek çeşitli açılardan görüntüleme yapan bir görüntüleme yöntemidir. Alınan görüntüler daha sonra bir bilgisayar tarafından birleştirilerek vücudumuzun içinin detaylı bir görüntüsünü oluştururlar. Film çekilirken ayrıntılar, bir çeşit boya olarak düşünülebilecek bir kontrast madde kullanılarak daha detaylı olarak görüntülenir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRI): Manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudumuzun içinin detaylı resimlerini verir. Bu yöntemde x ışınları kullanılmaz.

Ultrasonografi: Prob adı verilen bir aletten salınan ses dalgalarının yumurtalıklar veya diğer organlardan yankılanmaları ile elde edilen görüntülerin ekrana yansıtılması ile yapılmaktadır. Kitlesel oluşumların yapısının katı veya içi sıvı dolu kistik bir yapıda olup olmadığını ayırd eder. En sık kullanılan görüntüleme yöntemidir.

Renkli doppler akımı: Bu yöntem yumurtalıkların damarlarla kanlanmasını gösterir. Yumurtalık kanserlerinde genellikle yumurtalıklara olan kan akımı artar ve doppler ölçümleri artmış olarak bulunur. Ancak yine bazı iyi huylu hastalıklarda da yumurtalıklardaki kan akımı artabilir. Kadınlarda kanda CA–125 testi ve transvajinal ultrasonografi yumurtalık kanserinin kesin teşhisi için tam olarak yeterli değildir. Kesin tanı için patolojik inceleme gereklidir.

Tümör tipleri ve Tümörün davranışı Kanserler geliştikleri hücrelerin tipine göre adlandırılır, bu hücrelerin özelliklerine göre değişik davranış özellikleri gösterir ve tedavisi farklı olabilir. Bu açıdan bakıldığında yumurtalıklarda çok değişik özelliklere sahip hücre bulunmaktadır. Yaklaşık on çeşit yumurtalık kanseri tipi vardır. En sık görülenleri yumurtalığın yüzeyini örten dokudan kaynaklanan tümörlerdir. Bunların arkasından cinsiyet hücrelerinden gelişen tümörler gelir. Genel olarak yumurtalık kanserleri yüzeyel olarak yayılır. Karın içersinde bulunan yumurtalıklardan gelişen kanser dokusundan dökülen kanser hücreleri karın içersindeki diğer organların yüzeylerine tutunarak karın içersinde yayılır. Tüplere diğer yumurtalığa, barsak ve karın zarı yüzeyine, omentum dokusuna, karaciğer ve dalak yüzeyine ve diafragma altına kadar yayılabilir. Yumurtalık kanserinin kan yolu ile uzak organlara yayılması oldukça ileri evrelerde olmaktadır.

Tedavi 
Ameliyat:  Yumurtalık Kanserinin Cerrahi Tedavisi Batın orta hat kesi ile açılmalı ve batın yıkantı sıvısı veya varsa asit sıvısından örnek alınır. Kitle çıkartılarak mutlaka dondurarak-kesit yöntemi (frozen) ile patolojik olarak değerlendirilmelidir. Eğer malignite (kötü huylu olma) saptanırsa, hastanın yaşı, çocuk sahibi olup olmadığı göz önünde tutularak cerrahiye devam edilmelidir. Amaç geriye batın içinde hiç tümör bırakmadan cerrahi işlemin  yapılmasıdır. Geride kalan tümör dokusu, over kanseri olgularında, hastalığın prognozunu en olumsuz yönde etkileyen faktördür.   Eğer tümör tek over de (yumurtalık da) sınırlı ise ve olgunun fertilitesinin (doğurganlığının) devam ettirilmesi isteniyorsa, rahim ve diğer yumurtalık korunarak, kitlenin olduğu taraftaki yumurtalığın çıkartılmasına ilaveten, omentektomi (karın zarı çıkarılması), karın içersindeki lenf bezlerinin çıkarılması (lenfadenektomi) işlemi ve varsa batın içindeki şüpheli alanlardan, yoksa rastgele peritoneal yüzeylerden çok sayıda biyopsiler yapılmalıdır.  Fertiliteyi koruyucu cerrahi evreleme sonrası evre 1a ve grade 1-2, olgularda yapılan cerrahi işlem yeterlidir ve  ameliyat sonrası kemoterapi yapılmasına gerek yoktur. Fertilitenin korunması istenmeyen olgularda histerektomi (rahim alınması) ve çift taraflı yumurtalıkların alınması, omentektomi ve lenfadenektomi yapılmalıdır.

Kemoterapi (ilaç tedavisi)
Hekim birçok ilacı (genellikle 3'lü kombine tedavi) bir arada kullanarak tedavi uygular. Kemoterapiden sonra genellikle kalan tümör dokusu küçülür. Ancak 12–18 ay sonra, eğer tam bir tedavi gerçekleşmemişse hastalık ilaçlara bir direnç geliştirdiği için yeniden büyümeye başlayabilir. Bu durumda ikinci kemoterapi uygulamasında başka bir ilaç bileşimi kullanılır.
Radyasyon:  Ameliyatı genellikle kemoterapi izler. Doktor tümörün hepsini çıkaramamışsa, radyoterapi bunu küçülterek kemoterapiye daha fazla şans tanır.

Sağkalım:  Yumurtalık kanseri erken teşhis edilirse 5 yıl sağ kalma şansı yüzde 60-80'dir. Bu kanser türü erken dönemde teşhis edilemediği için tamamıyla iyileşme oranı yüzde 30-40'dır. Her şeye karşın günümüzde geniş çaplı bir ameliyat ve kemoterapi ile ilerlemiş vakalarda da kadınlar çok daha uzun yaşayabilmektedirler.