Menu

En önemli sorunlardan biri olan kemik erimesi aslında 20 yaşından itibaren başlamakla birlikte, menopoz dönemine kadar görülen kayıp önemsizdir. Kadınlarda esas kayıp menopoz sonrası görülür. Bunun da temel sebebi kadınlık hormonu olan estrojeneksikliğidir. 

  Menopozdan sonra kemikte yılda % 1-1.5 oranında bir kayıp görülür. Menopozdan 20 yıl sonra ise % 30-40 oranında kayıp gerçekleşir. Bunun sonucunda boyda kısalma ve kırıklara eğilim görülür. Yapılan çalışmalarda 70 yaşındaki kadınların % 25'inde sırt veya bel kemiklerinde ve 90 yaşındaki kadınların % 20'sinde kalça kırığı olduğu saptanmıştır. 

Osteoporoz ilerleyen yaşla birlikte artar ve özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Genel vücut yapısı ince olanlarda, ailesindeki kemik erimesi veya kemik kırığı öyküsü ya da boyunda kısalma öyküsü bulunan kadınlarda, 45 yaşından önce kendiliğinden menopoza giren ya da ameliyatla yumurtalıkların alınması nedeniyle cerrahi menopoza giren kadınlarda kemik erimesi daha erken ve daha ağır görülür.

Osteoporoz en sık hangi kemikleri etkiler?
Osteoporoz en sık vücudun yükünü taşıyan omurları etkiler. Tüm osteoporozun %45-50'si omurlarda, %20'si kalçada (uyluk kemiğinin baş kısmında), %10-15'i el bileklerinde ve %20'si diğer kemiklerde görülür.

Bunun sonucunda özellikle ileri yaşlarda omurlardaki çökme kırıklarına bağlı olarak boyda kısalma olabileceği gibi (bir kadının ileri yaşlarda boyu 15-20 cm'ye kadar kısalabilir!), hafif düşmeler sonucunda ya da kendiliğinden, başta kalçada olmak üzere diğer kemiklerde hayatı tehdit eden kırıklar meydana gelebilir.

Bunun dışında uzun süre adet göremeyen bayanlarda, gıda ile kalsiyum alımı az olan kadınlarda (en önemli kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir), hareketsiz bir yaşam tarzı olanlarda, sigara içen, aşırı alkol kullanan kadınlarda, güneş ışığından ve dolayısıyla D vitamininden yoksun olanlarda, kortizon ve diğer bazı ilaçları kullanmak zorunda olanlarda ve başta hipertiroidi (tiroid hormonlarının yüksek olması) olmak üzere çeşitli hormonal hastalıkları olanlarda osteoporoz (kemik erimesi) riski yüksektir.

70 yaşın üzerinde olan kadınların %21'inde hiçbir belirti olmasa da radyolojik olarak gözlenir. Kalça kemiği kırıklarının riski menopozdan 10-15 yıl sonra artmaya başlar ve 85 yaşın üzerindeki kadının kalça kırığı geçirme riski %20'dir. 

Üstelik bu kalça kırıklarının yaklaşık %15'i ilk üç ay içersinde ölümle sonuçlanacak kadar ağırdır.

Ayrıca ne yazık ki yine kalça kırığı geçiren ileri yaştaki bayanların % 30 kadarında kalıcı sakatlık gelişebilmektedir!.

Osteoporoz tanısı nasıl konur?
Klasik röntgen filmleriyle de kemik erimesinden şüphelenilebilir ancak bu yöntemle tanı koyulabilmesi için kemik kaybının en az % 40 civarında olması yani ileri düzeydekemik erimesi olması gerekir. Bu da aslında tanı konulduğunda oldukça geç kalınmış demektir.

Günümüzde kemik erimesinin erken teşhis ve tedavi takibinde kullanılan en duyarlı ve uygun yöntem DEXA adı verilen tekniktir. DEXA yöntemiyle vücudun en hassas kemikleri olan uyluk başı bölgesi, omurlar ve kol kemiklerinin incelemesi yapılır ve hassas bir şekilde tanı konabilir. 

DEXA raporunda "normal", "osteopeni" (hafif düzeyde kemik erimesi), "osteoporoz" ve "ileri derecede osteoporoz" şeklinde ifadeler kullanılabilir.
Ayrıca kemik erimesi tedavisi uygulanan kadınlarda tedavinin takibi açısından da belirli aralıklarla kemik ölçümleri yapılmalıdır. 
Hiç bir şikayeti olmayan kadınlarda bile menopoza girdiklerinde bir kez ve daha sonra beşer yıllık aralıklarla kemik ölçümü önerilmektedir.

Kemik erimesinin tedavisi
Tedavinin temel amacı kırıkların oluşmasını engellemektir. Osteoporoz sürecinde kaybedilen kemiği tamamen geri getirmek aslında mümkün değildir. Ancak kemik erimesi bazı tedavilerle büyük oranda durdurulabilir. Bunun sonucunda ileri derecede osteoporoz olguları hariç, kırık oluşma riski de önemli derecede azalmış olur.

Östrojen tedavisinin süreci yavaşlattığı artık kesinlikle kanıtlanmıştır. Östrojen tedavisi alanlarda kol ve kalça kırıklarında %50-60 oranında azalma, beraberinde kalsiyum alımı da sağlandığında (kalsiyumdan zengin gıdalar alınması ve gerekli durumlarda ilaç şeklinde kalsiyum tedavisi) omurga kemiği kırıklarında %80'lik bir azalma beklenebilir. 
Östrojen tedavisinin etkili olabilmesi için tedavi devam etmelidir. Tedavi bırakıldığında osteoporoz süreci tedaviden önceki şekliyle devam eder. 

Kalsiyum emilimi yaşla birlikte azalır ve özellikle menopoz sonrası azalma daha belirgin olur. Kalsiyum dengesinin sağlanması osteoporoz engellenmesinde en önemli basamaklardan biridir. Ancak östrojenin az olduğu durumlarda kalsiyum ne kadar alınırsa alınsın etkili olmayabilir. Bu yüzden östrojen tedavisine ek olarak vücuda gıdalarla ya da ilaç verilmesi yoluyla günlük 1000 gram kalsiyum alınması önemlidir. 
Östrojen tedavisinin sakıncalı olduğu durumlarda ise kalsitonin, raloksifen, alendronat, risedronat gibi doğrudan kemik erimesine yönelik ilaçlardan da yararlanılabilir. İlaç seçiminde doktorunuz size yol gösterecektir. 

İlaç tedavisi dışında osteoporozun önlenmesi ya da ilerlemesinin durdurulması için yaşam tarzında da mutlaka bazı değişiklikler yapılmalıdır.
Bu arada sigara içiminin de kemik kaybını hızlandırdığı ve hatta menopoza girişi de hızlandırdığına dair bulgular vardır. 
Günde en az 30 dakika olmak üzere, haftada 3 kez vücudu zorlamayan sporlar yapılması menopoz döneminde kemiğin mineral miktarını önemli ölçüde iyileştirir. Menopoz dönemindeki kadınlara günde 2-2.5 km. yürüyüş önerilmektedir. 
Sigara ve alkol bırakılmalıdır. Dengeli bir diyetle yeterli kalsiyum alınması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

Kemik kaybı menopozdan sonraki erken dönemlerde daha hızlı olduğu için tedaviye mümkün olduğunca erken başlamak gerekir. 
Hormonal tedavi ile kemik kırıkları yaklaşık % 50 oranında azaltılabilmektedir. Tedaviye kalsiyum da eklendiğinde sırt ve bel kemiği kırıklarında % 80 oranında bir azalma saptanmıştır. Ayrıca 70 yaşın üzerindeki kadınlarda ve güneşin az olduğu bölgelerde yaşayanlarda tedaviye mutlaka D vitamini eklenmesi gerekir.