Menu


GENETİK TANI AMAÇLI BİYOPSİ İŞLEMİNİN EMBRİYONUN İLERİ GELİŞİMİNE ZARARI VAR MIDIR ? 
Biyopsi işlemi embriyonun 7 veya daha fazla hücre (blastomer) içerdiği dönemde uygun teknik şartlarda ve tecrübeli kişiler tarafından yapıldığı zaman embriyonun ileri gelişimine zarar vermemektedir.
TRANSFER EDİLMEDEN ÖNCE EMBRİYOLARA İŞLEM YAPILIYOR MU ? 
Embriyoların gelişiminin 3. gününde "Assisted Hatching" (traşlama, soyma) işlemi rutin olarak kullanılmaktadır. Bu işlemi 35 yaş üzeri, bazal hormon değerleri yüksek olan, önceki uygulamalarda iyi embriyo transferine rağmen gebelik oluşmayan yumurtanın zarının kalın olduğu durumlarda, içerisindeki istenmeyen artıkların temizlenmesi gereken olgularda ve genetik araştırma yapılması için biyopsi alınacak vakalarda uygulanmaktadır.
LAZER YÖNTEMİ NEDİR ? SİZDE KULLANILIYOR MU ?
Embriyoyu çevreleyen zarın inceltilmesi işlemi sırasında mekanik işlemler ve asitle birlikte lazer cihazı da dış cidarının tıraşlanması amacı ile uygulanmaktadır. Hastanemizde lazer cihazı kullanılmaktadır. Lazer kullanımının diğer yöntemlere üstünlüğü gösterilememiştir.
TRANSFER EDİLEN EMBRİYOLARIN İYİ KALİTEDE OLMASINA RAĞMEN TUTUNAMAMA SEBEPLERİ NELERDİR ?
İyi kalitede 2-3 embriyo transferine rağmen tekrarlayan başarısızlıklarda öncelikle daha ileri tetkikler ile çiftler araştırmalıdır. Kadın ve erkeğin genetik incelenmesi, bu olası endokrin hastalıklar, kanda pırtılaşmayı artırıcı faktörlerin varlığı, rahim içinin histeroskopi veya histerofigrafi ile değerlendirilmesi gibi. Fakat yaklaşık %20–25 hasta grubunda herhangi bir neden sayılamaz. Araştırılan faktörlere rağmen bir neden bulunmayan olgularda daha ileri immunolojik incelemeler (her iki partner için de ) gerekmektedir.
EMBRİYOLAR DONDURULABİLİYOR MU ?
Merkezimizde embriyoların dondurulma işlemi, transfer için gerekli olan sayıdan daha fazla ve iyi kalitede embriyo elde edilmesi sonucunda yapılmaktadır. Transfer edilen embriyolar ile benzer kalitede en az 3–4 adet embriyonun daha mevcut olması durumunda dondurma işlemi yapılmaktadır. Embriyolar l. ve 5. günler arasında dondurulmaktadır. Dondurulan embriyolar, hastanemizde, Sağlık Bakanlığı'nca yayınlanan yönetmelik gereğince 3 yılı geçirmemek şartıyla saklanmaktadır.
TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE DIŞ GEBELİK OLUŞMA ŞANSI VAR MIDIR ?
Doğal olarak oluşan gebeliklerde olduğu gibi Tüp bebek uygulanan hastaların da % 2-3 ünde dış gebelik görülebilmektedir. Hatta bu oran kendiliğinden gelişen gebeliklerde ortaya çıkan dış gebelik oranından biraz daha fazladır. Çünkü tüp bebek uygulaması gerektiren kadınların bir kısmında sebep zaten tüplerdeki problemlerdir. Bazen bu problemler tüpü tamamen tıkamak yerine kısmi bir tıkanıklığa yol açmışsa transfer sonrası embriyoların tüpün içersine geçip burada dış gebeliğe yol açmasına da söz konusu olabilmektedir. Tüp Bebek tedavisi sonrasında kanda gebelik hormonu yeterli düzeyde yükselmeyen hastalar dış gebelik yönünden mutlaka takibe alınır. Daha sonra belirli bir hormon düzeyine karşın, ultrasonografide gebelik saptanmaması veya gebeliğin USG ile rahim dışında gebelik izlenmesiyle tanı konulmaktadır. Dış gebelik tanısı alan hastalarda tedavi genellikle cerrahi olup, daha çok laparoskopik olarak yapılmaktadır. Bazı hastalarda sadece gözlemle dış gebelik gerileyebilir veya dışardan verilen bir ilaçla (Methotrexate) ile de sonlandırılabilir.
TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE BİRÇOK UYGULAMAYA RAĞMEN GEBELİK GERÇEKLEŞMEZSE HANGİ İNCELEMELER YAPILMAKTADIR ?
TİB (tekrarlayan implantasyon / tutunma başarısızlığı), daha önce 3 veya daha fazla kereler yapılan tüp bebek denemeleri ile iyi embriyolar transfer edilmesine rağmen gebe kalamama durumunda kullandığımız bir terimdir. Bu gibi olgularda genellikle altta yatan sebep olabilecek bazı durumları ortaya koymak için birtakım testler uygulamaktayız; çiftin ikisinden beraber istenen periferik karyotip dediğimiz genetik testler ile muhtemel kromozom problemini araştırmak, rahim iç duvarı dediğimiz endometrium tabakasını değerlendirmek için rahim filmi (HSG) çekmek veya histeroskopi denilen operasyonu gerçekleştirmek, kadına ait muhtemel kan pıhtılaşma sorunlarını ortaya koymak için pıhtılaşma mekanizmaları ile ilgili birtakım kan testleri istemek, prolaktin hormonu problemlerini ve de tiroid bezi kaynaklı sorunları ortaya koymak için PRL ve TSH testleri istemek yeni bir deneme öncesi değerlendirilmesi gereken noktalardır.
YÜKSEK FSH DEĞERLERİ NEYİ GÖSTERİR ? HANGİ FSH DEĞERİNDE ÇİFT TEDAVİYE KABUL EDİLMİYOR ?
FSH (Follikül Stimülan Hormon) hormonu beyindeki hipofiz bezinden salınan ve kadının yumurtalıklarını uyararak follikül adı verilen yapıların içerisinde bulunan yumurtaların gelişimini sağlayan bir hormondur. Yumurtalık rezervi azalan yani yumurta gelişimi ve hormon salgılama kapasitesi azalmayan başlayan bayanlarda FSH hormonu yavaş yavaş yükselmeye başlayarak bu eksikliği telafi etmeye çalışır. Bu yükseliş vücudun doğal dengeyi sağlama mekanizmasıdır. Genel olarak kabul edilen; 3. gün bakılan FSH değerinin 10 mIU/ml ‘ nin altında olmasının yumurtalık rezervinin normal olduğunu yansıttığıdır. Daha yüksek değerler yumurtalıkların rezervinin azaldığını işaret eder. 10–15 arası değerlerde tedaviden az sayıda yumurta elde edileceği ve gebelik şansının azaldığı anlaşılır. 15–20 arası değerlerde ise şansın çok azaldığı bilinmektedir. 20’den daha yüksek 3. gün FSH değerlerinde ise Tüp Bebek Tedavisiyle sonuç alınması ve gebelik oluşması pek mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla daha yüksek değerlerde genellikle çift bilgilendirilerek tedavi başlatılmamaktadır.
YÜKSEK DOZDA HORMON KULLANILMASI YUMURTALKILARA ZARAR VERİR Mİ ?
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların ve hormon uygulamalarının yumurtalık kapasitesine zarar verdiği bilimsel olarak gösterilmemiştir. Ancak yaşı 35 ve yukarısında olan bayanlarda yumurtalık rezervinin yıllar içersinde süratle azaldığı bilinmekte ve bu yaşlarda bir iki yıl ara verilerek yapılan denemelerde yumurtalıkların verdiği yanıtın azaldığı açıkça gözlenmektedir.
İKİ TÜP BEBEK UYGULAMASI ARASINDAKİ SÜRE NE KADAR OLMALI ?
İkinci deneme için ortalama 2 ay ara vermek yeterlidir. Yumurtalıkların çok sayıda yumurta içerdiği ve büyük boyutlara ulaştığı kişilerde normal boyutlara dönmesi beklenmektedir. Az sayıda yumurtası olan ve yumurtalık boyutları küçük olan bayanlarda 1 ay sonra dahi ikinci denemeye başlanılabilmektedir. Uzun bir ara verilmesi ile daha kısa ara verilmesi arasında tedavinin başarısı arasında fark saptanmamıştır. Verilecek aralığın uzunluğunda önemli olan çiftin ikinci bir tedaviye maddi ve manevi olarak hazır olmasıdır. İlk üç deneme için gebelik şansı aşağı yukarı her deneme için aynı kaldığı halde daha sonraki denemelerde şansın biraz azaldığı bilinmektedir.
TÜP BEBEK UYGULAMASI BAŞARISIZ OLURSA DONDURULMUŞ EMBRİYOLARI NE ZAMAN VEREBİLİRİZ ?
Ortalama 1-2 aylık bir ara sonrasında dondurulmuş embriyolar çözülerek ana rahmine transfer edilebilir. Sadece 2 hafta boyunca rahim içini kalınlaştıran ilaçlar kullanılarak bu işlem yapılabilir, tedavi süresince iki defa ultrasonografi muayenesi de yeterli olmaktadır. Dolayısıyla normal tüp bebek tedavisine göre çok daha kolay ve az masraflı bir tedavi şeklidir.
TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE CİNSİYET BELİRLEYEBİLİR MİYİZ ?
Hayır bu yöntem Türkiye'de kanunlarla kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak cinsiyete bağlı geçiş gösteren kalıtımsal hastalık durumu söz konusu olabilir. Bu durumda PGT ile cinsiyet tayini yapılabilir.
İNFERTİLİTE'NİN OLUŞMASINDA GENETİK FAKTÖRLERİN ROLÜ NEDİR ?
Günümüzde çiftlerin yaklaşık %15 inde azalmış fertilite saptanmaktadır. Bu olguların büyük bir kısmında neden erkek infertilitesidir. Erkek infertilisinde özellikle sperm bulunmayan kişilerde patojenik sebep Y kromozomu mikrodelesyonlarına bağlı sperm üretiminin azalması veya kistik fibrozis transmembran regülatör (CFTR) gen mutasyonlarına bağlı oluşan konjenital vaz deferens yokluğu ile karakterize obstrüktif azospermidir. Bunların yanısıra cinsiyet kromozomlarındaki sayısal anomaliler ve yapısal kromozom bozukluklarıda spermatogenezde, dolayısıyla da fertilizasyonda problemlere neden olur. Ayrıca hipogonadotropik hipogonadizme neden olan KAL (X e bağlı kalıtılan Kalman sendromu), DAX1 (X e bağlı kalıtılan Konjenital Adrenal Hipoplazisi), GNRHR (GnRH sekresyonunda bozukluk) ve PC1 (prohormon convertase 1 ) gen mutasyonları ile Androjen Reseptör gen mutasyonları spermatogenezis yetmezliği ile birlikte gözlenebilir. Ayrıca sekonder infertil olarak adlandırılan tekrarlayan gebelik kayıpları veya ölü doğum öyküsü olan çiftlerde bazı genetik bozukluk taşıyıcılığı gözlenebilir.
ICSI UYGULAMASINDA BEBEKTE KROMOZOMAL BOZUKLUK RİSKİ ARTIYOR MU ?
ICSI yani mikroenjeksiyon uygulaması şekil, hareketlilik gibi kriterlerle seçilen spermin yumurta içerisine mekanik olarak verilmesiyle yapılır. Bu durum, döllenme için doğal olarak gerçekleşmesi gereken bazı basamakların atlanmasına neden olur ve embriyolarda anne veya babadan kalıtılmayan yeni kromozomal bozuklukların oluşumuna neden olabildiği düşünülmektedir. Bu bozukluklar 23 çift kromozomda sayısal veya yapısal olarak ortaya çıkabilir. Sayısal bozukluklarda kromozomların tek kalması (monozomi) veya üç tane olması (trizomi) gözlenebilirken, yapısal bozukluklar kromozomlar arası parça değişimi (translokasyon), mikrodelesyon, duplikasyon olarak gözlenir. Ancak bu problemlerin büyük kısmı gebeliğin erken dönemindeki düşüklerle sonlanabilir ve pek azı canlı doğuma ulaşır. Düşüklerin nedenleri arasında genetik bozukluklar önemli bir yer tutar ancak bunun haricinde de birçok etken vardır. Günümüzde mikroenjeksiyon uygulamalarının minor doğumsal kusurları artırıp artırmadığı tartışılmaktadır.
TÜP BEBEK DİNİ AÇIDAN HARAM MIDIR ?
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin defalarca yaptıkları açıklamalarda, İslam dinine göre, tüp bebeğin haram olmadığı bildirilmiştir. Tüp bebekte, amaç bir evlat sahibi olmaktır. Erkeğin spermlerinin nikahlı olduğu kadının rahmine yerleştirilerek doğum olayının meydana gelmesi kesinlikle günah değildir. İslam dini günah olmayan her türlü oluşuma açıktır. Yetkisiz ağızlardan çıkan iddialara ve kulaktan duyma söylentilere itibar edilmemesi gerekir.